her şey ben bebekken hiç susmuyorum diye, babamın emziğimi viskiye batırmasıyla başladı.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

24 Ekim 2012 Çarşamba

Ben gidiyorum da. Kalanlarla yaşanıyor mu?


Şu anda mal gibi ekrana bakıyorum. Yine sevdiğim şehirden, olmak istediğim insanlardan ayrılıyorum. Benim bi şeyler yazmam gerek. Biraz gereklilikten, biraz zorunluluktan yazıyorum. Yazmazsam eksik kalıyorum. Eğer yazarsam gerçekleri kendime itiraf etmiş oluyorum. Yazarken kendime farkındalık katmak... Umarım bu kez işe yarar.

Farkındalık: farkında konulan yer.

Hiç itiraf etmek istemediklerim parmaklarımın ucundan kaçıyor. Bi çeşit kafesten kurtulmuş gibi. Ve o kadar iç acıtan şeyler görüyorum ki karşımda, kusasım geliyor. Kusarsam içim temizlenecek çünkü. O zaman en sevdiğim duyguya ulaşmış olacağım. Huzura.

Son zamanlarda huzurun aslında önemsediğim tek şey olduğunu fark ettim. Huzur kucağını o kadar büyük açmış ki; aşk, mutluluk, para, başarı.. bunların hepsini kucaklayabilmiş. Biri olmazsa huzur da olamazmış. O yüzden ben karar verdim. Aşkı, mutluluğu, parayı ya da başarıyı ayrı ayrı aramıyorum artık. Ben huzuru arıyorum. Huzur kimdeyse ve ya neydeyse, ben de oradayım. Orada olmalıyım.

Mavi boncuk kimdeyse, benim gönlüm ondadır………

Huzur eğer Çekoslovakya’daysa, Çekoslovakya’ya yerleşirim. Kimse de ağzını açıp bi şey diyemez.



Umarım huzur bi adamın boynunda, bi bebeğin kalp atışında ya da güzel bi şehrin ahşap bankında değildir. Çünkü bu yerlerin hepsinde zamanında huzuru bulmuştum. Ama hepsini kaybettim.

1 ay sonra 22 yaşıma gireceğime göre, artık hızlanmam gerek. Yaşıtlarım işe yerleşip, yuva kuruyor. Sen taa ney Hazal?

Ne zaman evlenen birini görsem içimden ‘meeeh’ diyorum. Bence ben önceki hayatımda çok evlenmişim. O yüzden bana göre laylaylom sevmeler.

Aman da sonuna kadar okurmuş. Ver bi öpüş.


Pacman Flash Game